Son Dakika
  • Göztepe, İzmir’e yeniden dönmemin sebebi!
    Başkanı Mehmet Sepil, İhsan Özbelge Özduran’ın sorularını yanıtladı.
  • BB. Erzurumspor Maçının Ardından
    Teknik Direktörümüz Ünal Karaman, BB. Erzurumspor karşılaşmasının ardından değerlendirmelerde bulundu.
  • Göztepe'ye Halil Akbunar ile Soner Aydoğdu damgası
    Süper Lig’de ilk devreyi 25 puanla 11. sırada tamamlayan Göztepe’de forma giyen 29 futbolcu içinde en fazla süreyi 20’şer maçta görev yapan Halil Akbunar ile Soner Aydoğdu aldı.
  • Başkan Vekili Papatya: "VAR odası yabancı hakemlerden kurulsun"
    , "Beşiktaşlı futbolcu kafa atıyor ama nedense bizim oyuncularımıza kart çıkıyor. Ghezzal'ın kafa attığı pozisyonda nasıl kart veremiyorsun. Titi'nin ayağına basılıyor; Gökhan, resmen Obinna'nın üzerine çıkıyor. Halil'in ayağına basıldığı pozisyon da mevcut. VAR hakemleri ise bu pozisyonları seyrediyor. Sanki hafta sonu etkinliğine gelip maç izlemek için ekran başına geçmişler. "
  • Göztepe'miz, profesyonel liglerde 2000. maçına çıkacak
    Profesyonel liglerde 62. sezonunu geçiren Göztepe'miz, amatöre kadar gerilediği futbolda bu haftaki İttifak Holding Konyaspor karşılaşmasıyla 2000. profesyonel lig maçına çıkacak.
  • Talat Papatya “Yurt içi ve yurt dışı temasları sürdürüyoruz”
    Takımdaki kötü gidişatın ardından Teknik Direktör İlhan Palut’un istifa ettiği Göztepe’de Başkanvekili Talat Papatya, teknik direktörlük için yurt içi ve yurt dışından temasları bulunduğu söyledi.
  • TARAFTAR KALİTELİ TRANSFER İSTİYOR
    Taraftarlar ise kötü gidişatın faturasını transfer politikası nedeniyle yönetime kesti.
  • Mehmet Sepil: Beklentilerin uzağındayız ama umutluyuz
    Süper Lig ekiplerinden Göztepe'de Başkan Mehmet Sepil, geride bırakacağımız 2020 yılını değerlendirdi. Gürsel Aksel Stadı'nda basın toplantısı gerçekleştiren Mehmet Sepil, "Dünyada ve futbolda koronavirüs salgını yüzünden belirsizliklerin olduğu bir dönem yaşıyoruz. Göztepe olarak 15 maçta 19 puan topladık. Bu beklentilerimizi karşılamadı. Daha iyi durumda olabilirdik ancak gelecek için umutluyuz" diye konuştu.
  • Davor Suker, Göztepe'ye konuk oldu
    Dünya futbolunun önemli isimlerinden Davor Suker, İzmir'e gelerek Göztepe'mize konuk oldu. Şu sıralar Hırvatistan Futbol Federasyonu'nun başkanlığını yapan Suker, Göztepe-Aytemiz Alanyaspor maçını özel locadan izledi, deprem felaketinde 91 saat sonra enkaz altından sağ çıkarılan 3 yaşındaki Ayda bebekle tanıştı
  • İlhan Palut: İstediğimiz sonucu almak için mücadele edeceğiz
    Göztepe Teknik Direktörü İlhan Palut, ligde en fazla yerli oyuncu oynatan takımlar arasında yer aldıklarını ve Türk futboluna katkı vermek gibi bir misyonları olduğunu söyledi.
New York'ta bir efsane Göztepeli - Ceyhan Yazar

New York'ta bir efsane Göztepeli - Ceyhan Yazar

Dikili’de ikamet eden Göztepe’nin ve Türk futbolunun önemli isimlerinden Ceyhan Yazar ile Ensar Yazar ve Murat Solmaz’ın Ajans Bakırçay için yaptıkları röportaj.

Ajans Bakırçay: Sizi tanımak istiyoruz. Bizler sizi Ceyhan Yazar olarak Türk futbolunda önemli bir kariyere ulaşmış bir kişi olarak tanıyoruz. Kendinizden kısaca bahsedermisiniz.

Ceyhan Yazar: 1944 Soma doğumluyum. 1957 yılında İzmir Atatürk Lisesi’ne geldim. Atatürk Lisesi benim hayatımda dönüm noktalarından biridir. Kendinizi 3 şeyle nasıl özetlersiniz diye sorsalar, 1. İzmir Atatürk Lisesi, 2. si Göztepe Futbol Takımı, 3. sü ise İstiklal Savaşı gazisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün yazıcısı, telgrafçısı, Kuran yorumcusu Hafız Nuri’nin oğlu.

Ajans Bakırçay: Göztepe’nin 60’lı yıllardaki efsane kadrosunda yer aldınız. Ogünleri nasıl anlatırsınız.

Ceyhan Yazar: 1961-1962 yıllarında İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra Türkiye Genç Milli Takımlar karmasına seçildim. O dönemde İzmir karmasına karşı bir maç oynandı. Maç sonrasında Vahap Özaltay yanıma gelerek beni Altay takımına istedi. Ancak ben kendisinden özür dileyerek Göztepe’de oynamak istediğimi belirtmiştim. Göztepe’de birkaç antrenmana denenmek üzere çıktım ve takıma seçildim. Adnan Süvari ile tanışmam böyle oldu. O yıllarda oynamış belki de en iyi oyuncuları Adnan Süvari bir araya getirmişti. Başta Gürsel Abi, Nevzat, Ali, Halil, Fevzi, Çağlayan, Ertan, ben ve niceleri. 13 oyuncuyduk. Bu futbolcuların efsane olmasında Adnan Süvari’nin izleri büyüktür. Düşününüz ki bir hoca sadece bize futbol anlatmıyor, Avrupa Kupalarında gittiğimiz şehirlerde iletişim kurabilmemiz için bize İngilizce öğretiyor, giyimimiz kuşamımızın örnek insanlara yakışır olması için çabalıyordu. Bir defa dahi takım toplantılarına sakallı ve kravatsız gelmemiştir. Burada kıyafet, prensipli olmanın bir yansımasıydı.

Ajans Bakırçay: Göztepe’nin Avrupa Kupaları’ndaki başarıları ortada. O yıllarda unutamadığınız bir anı var mı

Ceyhan Yazar: Ülkemizi Avrupa Kupaları'nda üç takım temsil ediyordu; Fenerbahçe, Galatasaray ve Göztepe. Galatasaray ve Fenerbahçe rakiplerine 5-0 yenilmişlerdi. Türkiye'nin gözü bizdeydi. Rakibimiz Belçika şampiyonu Anwers takımıydı. Maçtan bir gün önce kaldığımız iki yıldızlı otelden çıktık ve gece, takım halinde Brüksel sokaklarında dolaştık. Yolda, son Dünya Kupası şampiyonu İngiltere Milli Takımı'nı gördük. Onlar da bizim gibi dolaşıyordu. İngiltere Futbol Federasyonu Başkanı Winter Boccom, Adnan Süvari'yi görünce hemen onun yanına geldi ve sohbet etmeye başladı. Tahsil için daha önce İngiltere'de bulunan Süvari ile çok eski dostlukları varmış. Onlar konuşurken, bizler de İngilizler'in dünyaca ünlü futbolcuları Baby ve Jackie Charlton kardeşler, Allon Baalv, Baby More ve Banks gibi futbolcularla tanışma fırsatı bulduk.

Onlar bize, biz onlara rozet ve bayraklar verdik, birbirimize başarı dileğinde bulunduk. Süvari daha sonra Kafile Başkanı Muhittin Ekiz'in yanına gitti. Ben de onların konuşmalarına kulak misafiri oluyordum. Adnan Süvari, Ekiz'e "Biz de İngiltere Milli Takımı'nın kaldığı otelde kalacağız" dedi. Ekiz, "Paramız yok ki" dedi. Bunun üzerine "O zaman ben gidiyorum" dedi. Ekiz ve Nadi Baba araya girdi ve sponsor buldular, biz İngiltere Milli Takımı'nın kaldığı Brüksel Hilton Oteli'ne yerleştik. Arada çok büyük fiyat farkı vardı. İngilizlerin futbolcularıyla bol bol sohbet ettik. Adresler ve telefon numaraları aldık. Ertesi gün onların maçını izledik. Biz bir gün sonra oynayacaktık.

Avrupa'da İlk Deplasman Galibiyeti
Ve o an geldi. Maç önceleri 5 dakika kala Adnan Hoca konuşma yapardı. Yapmadı. İkinci sinyal geldi, yine konuşma yapmadı. Çıkış tüneline çıkarken yanımıza geldi ve şunu söyledi: "Sizler benim için Dünya Şampiyonu olmuş İngiltere Milli Takımı kadar kıymetlisiniz". Çıktık, rakibimizi Fevzi'nin iki güzel golleriyle 2-1 yendik ve Avrupa'da ilk defa deplasmandan galibiyetle Türkiye'ye döndük.

Ajans Bakırçay:  Göztepe’deki başarılı yıllarınızın ardından futbola Amerika’da devam ettiniz. Buradaki yıllarınızdan ve Pele ile tanışmanızdan bahseder misiniz

Ceyhan Yazar: İşletme fakültesini bitirdikten sonra Amerika’da yüksek lisans yapmak istiyordum. Kulüp yöneticilerime konuyu açtığımda eğitim hayatımın devamı konusunda kararı desteklediler. New York’ta ilk zamanlar Hota takımında oynadım. Futboldan kazandığımla okul masraflarımı karşılıyordum. Daha sonra 1968-1969 sezonunda Lancers Kulübü’nde oynadım. 1970 yılına geldiğimizde Ahmet Ertegül ve Nezih Ertegül’ünde kurucuları arasında bulunduğu Cosmos takımı kuruldu.

Dünyanın 14 ülkesinden futbolcuların katıldığı bir takımdı bu. Bende bu kadroda yerimi aldım.

Basın mensupları oyuncu tanıtımı sırasında bana kaç numaralı formayı istediğimi sordu. Ben 10 numaralı formayı istediğimde Nezih Abi kulağıma eğilerek nedenini söyleyemediği bir durumla başka bir forma almamı rica etti. Bende 8 numaralı formayı giymek istediğimi belirttim. Meğer takıma 1970 Dünya Kupası’ndan sonra Pele’nin geleceği ve o formanın ona verileceği bilgisini öğrendim. Pele, Cosmos’a transfer olduğunda 10 numaralı formayı kendisine ben taktim ettim. O da bu davranışımdan dolayı teşekkür etti. Bana Dünya Kupası anısına basılan ve üzerinde Pele’nin fotoğrafının bulunduğu bir hatıra pulu hediye etti.

Ajans Bakırçay: Babanız Hafız Nuri Yazar, Kurtuluş Savaşı’nda bulunmuş önemli bir kişiydi. Bize babanız ile ilgili ve anılarından bahsedermisiniz

Ceyhan Yazar: Babam 1894 yılında Aksekhi’nin Dikmen Köyü’nde Katipoğulları Sülalesi’nin en küçük oğlu olarak dünyaya gelmiş.İçinde bulunduğu yıllar Osmanlı’nın 5 cephede savaştığı yıllar. Babam 16 yaşında Adana’da hukuk okurken askere alınmış ve 7 yıl boyunca görev yapmıştı. Cemal Paşa’nın askeriydi. Yazı ve dil konusundaki kabiliyeti onu önemli görevlere taşımıştı. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Cemal Paşa’dan güvenilir bir yazıcı ister. Babam Hafız Nuri’nin Mustafa Kemal Paşa ile tanışması böyle olur. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde katiplik işlerinde bulundu. Mustafa Kemal ile hafız olduğu için Kuran üzerine mütalaları olmuştur.

Sakarya Meydan Muharebesi’nde babamın bir anısı var. Muharebe’nin taktiksel süreci her çatışmanın ardından Türk ordusu 2 kilometre geri çekiliyordu. Bunu mühimmat tedariği için yapıyorduk. Babam savaştaki gelişmeleri telgrafla TBMM’ye bildiriyordu. Muharebe’nin 15. Gününde 16. Gününe bağlayan gece Mustafa Kemal ve kuvvet komutanlarının çadırının kapısı çalınır. Bir er selam vererek içeri girer. "Paşam! Emri siz dahi verseniz bizler geri kaçmak istemiyoruz" der. Bunun üzerine Mustafa Kemal, askere çadırın çıkışın 3 sandalye dizmesini ister. Ve dışarı çıkmasını ister, asker sandalyelerin birini çekmek zorunda kalır. Sonra içeri davet eder çıkışa yine kalan sandalyeleri dizmesini ister. Askere tekrar çıkması için söylemde bulunduğunda, er savaşın stratejisini anlar ve ağlayarak özür diler. Bu asker bütün bölükleri dolaşır, askerlere durumu anlatır, cesaretlendirir. ‘Yiğit Asker’ lakabıyla anılır ve tanınır. Dumlupınar’da ilk taaruz verilir. Yiğit Asker en ön saflarda yer alır.Savaş sırasında yiğit asker bir şarapnel parçasıyla yaralanır ve kolu kopar. 9 Eylül’de İzmir’e giren birliğin içinde yer alamaz. 5-10 yıl sonra şair Faruk Nafiz Çamlıbel, Basmane Garı önünde Yiğit Askeri bir kolu kesik bir şekilde karşısında görür ve o anla ilgili şu dizeleri kaleme alır,

Sağ kolu kesilmiş omuz başından,
Dev adımlariyle bir yolcu gitti:
Solunda bir kılıç gibi sallanan
Tek kolu anlattı, bu bir yiğitti.

Bir dağdı, gölgesi kararttı yolu,
Ardınca yürürken, içim yas dolu,
Canlandı gözümde kesilmiş kolu,
Sınırda düşmanı göğsünden itti.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz